< <
<

<20 Temmuz 2008 Pazar/h3>

<

Beni, ilk olarak kadınların kendilerine, "cılgın, manyak, deli, arıza" lakaplarını takıp, yazılarını bu lakaplar ile yazmaları delirtiyor, ikinci olarak da, "bebek, küçük, oyuncak bebek, ben hiç büyümedim agu" tavırlarıyla actıgı bloglar delirtiyor.
blog dünyasının kötü kadını konuştu evet.

İşte bu hanımkızımız da, küçük kızın kocaman dünyası diye bir blog acmış, iyi kötü okuyucusu da var, ama "kocaman dünyanın", genel olarak, tahtaya vurup aman nazar degmesin edebiyatından yola cıkarak yazıldıgını görüyoruz.

Öncelikle, ttnet tarafından evlere internet baglanmadan önce, her internet kullanıcısına "internette yazım dili ve edebiyatı" kursu verilmesi gerektigi kanaatindeyim. Mesela, paramızı yatıralım, kursumuza gidelim, sertifikamızı alalım. sonraki ilk bir ay içerisinde

"işte böyle bitti bi günde canlrm:))"
"bugun kalktım chok cnm skıldı yawws"
"ya bu sınawı veririm inş"

gibi cümleler kuranların yeri tespit edilsin ve interneti kesilsin. nasıl fikir? bunlar sonucunda bizi aydınlık internet günlerinin bekleyecegini ve bu gibi blogların sayısının azalacagını düşünüyorum.

Böylelikle bayan bezbebek gibilerinin bloglarında da daha okunur bir içerik olmasa da, daha okunabilir bir anlatım olur. fena mı olur?

Ayrıca sayın bezbebek, türk televizyon tarihinin en berbat yapımlarından birinin adını da kendisine nik secerek, blogger hayatına 5-0 yenik baslamıs. Üzüntü verici bir durum.
Bloga gitmeye üşenebilirsiniz, o yüzden ben size blogu getirip, ibret verici bir yazısını kopyalıyorum:

"Bakın sevgili okuyucularım. Şimdi biliorum bazılarınız geliosunuz sayfaların hepsini açıp açıp yazılarımı okuyabilme ümidi güdüosunuz. Ama yanılıosunuz:) Hepsini bitirmenis imkansız:) Benim müdavimi olduğum bi blog vardı. İnat ettim tüm yazılarını okucam dedim, beceremedim. Zamanım yetmedi. Ki ben ondan daha fazla yazıyorum. Siz avcunuzu yalarsınız:)):) Şaka hee alınmayın hemen canlarım.Siz okuyun ben yazarım.. Yeter ki beni bırakıp gitmeyin:)Bilemezsiniz ziyaretçi yolu gözlemek ne çok dokunuyor insana:))"

Gercekten ibret verici ve blogger olmaktan sogutucu. Ama benim aklımı kurcalayan, bu blogları bu kadar kimin okudugu, niye okudugu, okurken eglenip eglenmedigi. Ne bileyim bir yanda asagıda jelatin, bir yanda bezbebek. kimi öyle, kimi böyle işte. 10 üzerinden 2.

Size fwd: mail mutlulugu ve korkuları ile dolu günler diliyoruz sevgili bezbebek.

Etiketler: , ,

/h6>
Posted by <

<1 Haziran 2008 Pazar/h3>

<
Domatessuyu gibi ortaya karişik ve yüzeysel bilgi denizinde yüzen bloglar neden bu kadar ilgi görüyor ya da görüyormuş gibi yapiyor bilemiyoruz, anlamiyoruz. "Basin bültenlerinden ve internetten derlediğim hoş ve yararli bilgileri sizinle paylaşiyorum" kivamindaki bu tür bloglar belki 10-15 yil önce hoşgörülebilirdi. Malum Türkiye'ye internetin yeni geldiği, kullanicilarin Türkçe içerik ve bilgi, internet teknolojisi açliği içinde kivrandiklari, web'in altavista'dan, iletişimin irc'den ve bir kaç üniversitenin gopher ve bbs'lerinden ibaret olduğu o kutlu zamanlarda "Aa bakin bir de şöyle şeyler de var hayatta" tarzi günlükçülük ilgi görebilirdi ve görmüştü.


Hayir verilen emeği, harcanan zamani, ilgiyi alakayi falan küçümsüyor değiliz ama kuzum sahiden bu tür her konuya, her habere, her tür insana el atan, wordpress teknolojisinden tarkan'in yeni albümüne, armut'un yararlarindan hotmail hesabinizi nasil kapatirsiniz mevzusuna, dizi müziklerinden milli savunma bakanliği iş ilanlarina kadar her tür domatesin üstüne limon sıkan bu tür bloglari ve ziyaretçilerini anlamakta güçlük çekiyoruz. Gayet başarili haber siteleri, sağlık ve teknoloji siteleri, net rehberleri, devlet kurumlarinin web'leri falan varken yüzeysel bilgilerle dolu bu tür "blöfçünün web rehberi" ve hayatimin post-it'i tadindaki bloglar neden ilgi görüyor? Neden, neden, neden, neden?
Yalniz ve güzel ülkemin talihsiz bloggerleri size soruyoruz, kaçmayin...
(paylaşmak ve paylaşim için dostum! )

Etiketler: ,

/h6>
Posted by <

<21 Mayıs 2008 Çarşamba/h3>

<









"SADECE, BİR KAÇIŞ HAREKET EDEN HERŞEYDEN BELKİDE.. BERRİN.."


Simdi berrin hanim kizim, hareket eden herşeyden kaçmadan önce o mottonuzdaki "de"leri ayirmaniz gerekiyor. Daha -de'yi -da'yi ogretmeden kim saliyor bu gencleri blog alemine bilmiyorum ve tamam yüce gönüllü insanlariz, her şeyi hoş görebiliyoruz, ama üzülüyoruz böyle şeyler görünce be kuzum. Daha blogun bayikliğina, yurtdisinda yasayan bir gocmen kusun huznuyle sazliklardan havalanan bir
ilhan irem sarkisi gibi nazli nazli dalgalanmasina bile gelemiyoruz, gönlümüz şenlenemiyor, gacir gucur apocaliyptica aşkini bile anlayamiyoruz. Bu kadar klişeden yoruluyoruz ve aniden karşimiza "Kolundan ipek bir eşarbın kayması, çorabının tekini bulamamak gibiydi.. Kağıttan daha keskin, kalemimden daha güçlüydü.. Özledim..." gibi bir cümle çikinca gözlerimiz kamaşiyor.
Türk gençliği size sesleniyoruz, yapmayin gözünüzü seveyim böyle, yapiyorsaniz da kisa tutun... "ilhan irem, şiir, eski türk filmleri, kedi ve köpek, yumoş, aşk ve bitki çayi seviyorum" yazin biz gerisini anliyoruz..
Sen de ışık ve sevgiyle kal Berrin.
(Öyle demeyin belki de iyi biridir..)

Etiketler: ,

/h6>
Posted by <

<Şev Lal'in sevgi pıtırcığı blogu/h2>

<20 Mayıs 2008 Salı/h3>

<
Eveet, bu kutsal amaca hizmet eden blogumuza bir süreligine ara vermişken blog dünyası için de "blog ödülleri" gibi heyecan verici(?!) kimi etkinlikler zühur etmekte idi. Aslına bakarsanız cok güzel oldu cünkü bloglara göz atmak kolaylastı. Türk blog okurlarının kalitesiz secimleri göz önüne alındıgında bize de eleştirmek ve sevmekiçin bir sürü güzel blog cıktı.

Bu blog eglence kategorisinde birinci olmuş, günlük 111 gibi de bir hiti varmış. Kaba etlerimle güldügümü söylemeliyim.



Benim en sinir oldugum blog yazımı varsa o da su sekilde olanıdır:

"slmm :)) beni özlediniz mi? bi süre yazamadım kusura bakmayın şekerler :) cok şey oldu, hangisini anlatsam ki, ah bir bilseniz.. :P heyecan dolu istanbul gezimi anlatmak isterdim ama simdi cok yogunum ofisteki müdürüm de ters ters bakıyor, aksama anlatcm işalla :))))) öpüyorummm"

Bakın bu yukarıdaki yazım sekli benim uydurdugum bir örnekti. Bunun gercegi ise elif sevval solmaz'ın blogundan geliyor sizler için:

"Ben geldiiim :) Yazamadan geçen 3 gün çok uzun geldi bana :) Yazamadım çünkü şehirdışındaydım,yazamadım çünkü çok güzel bir organizasyona katıldım.Yazamadım çünkü bloğumuz ödül aldı canlarım :)
Gelemeyen dostlarım için kısa kısa geçmek isterim.Sabırsızlıkla fikirlerini duymayı beklediğim konuşmacı arkadaşlarımı ne yazık ki dinleyemedim çünkü İstanbul trafiğinde (maç,formüla....."

....bla bla bla yani bizi alakadar etmeyen, eglendirmeyen milyon tane kelime israfı.

Şimdi blog yazarı okuyan herkesi tanıyor da "canım cicim" ayagı cekiyor, tüm okuyucuları kankalardan olusuyor desek neyse ama cok ilginc hakkaten bu yaklasım. Bana sanki sevgi kıtlıgı ceken bir ülkeymişiz de bu Elif hanım gibi cimentolara ihtiyacımız varmıs gibi hissettiriyor.
İşte zaten genelde bu hotmail'den baslayıp gmail'e uzanan, mynet'te soluklanan forward maillerdeki bebek resimleri, kokakolanın içindeki böcekler bu gibi ablaların marifeti biraz. Garip ve kötü bir blog. Aldıgı hiti anlamak mümkün değil. Ülke olarak mental saglımız için endişe ediyorum. girmeyin okumayın, bilinclenin canlarım :)))):)::):)):):):):)

Etiketler: , ,

/h6>
Posted by <

<12 Nisan 2008 Cumartesi/h3>

<
Eveet, blogumuzun kurdalesini kesmek üzere ilk acılıs post'umuzu yazmaya başlıyorum.

Oldukca iyi bir blog okuyucusu olan ben ve Bay Sobe sevdigimiz ve sevmedigimiz blogları tanıtmak istedik. Çünkü, kimi zaman muhtesem blogların hiç okunmamasını hayretle gözlemlerken, kimi zaman ne söyledigi belli olmayan, belli olsa da, "bizce" parçaları bir araya getirmekten yoksun, "belli" bir söylemi olmayan blogların defalarca okunmus olmasına sasırdık.
Elbette ki bunda, etiketleme, reklam gibi faktörlerin etkisi büyük olsa da, "
reklamın iyisi kötüsü olmaz" diyerek bahsi gececek olan tüm blogların hanelerine bir çentik de biz atıyoruz.

overrated ve underrated tanımı bu blog dahilinde sürekli kullanılacaktır, zira anlatmak isedigimizi tamamen ifade eden bu kelimelerin türkcede karsılıgı istedigimiz manada yoktur. Haddinden fazla önemsenmiş manasına gelen "overrated" ve zıddı olan, gerekli önemi görememiş, anlamındaki "underrated" kelimelerine göre bu bloglar fişlenecektir.

Belirtmek isterim ki, bu blog dahilinde bahsi gececek olan blogların ve sahiplerinin hiç birisi ile, tanısıklıgımız, alakamız, nefretimiz, sevgimiz, özel bagımız, akrabalık ilişkimiz, facebook arkadaslıgımız, msn muhabbetimiz, yolda karsılasmıslıgımız, kahvede okey oynamıslıgımız, durakta otobüs beklemişligimiz, halı saha maçı yapmışlıgımız yoktur. Zevkler ve renkler doğrultusunda blog zincirleri ilerleyecektir.

Overrated olarak fişlemek istedigim ilk blog Başak Ölmez'in kişisel sayfası.


Sayfanın dizaynı oldukca iyi sayılır aslında, hatta benim bir sayfada 3 saniyeden fazla durmamı sağlayan şeyin dizayn oldugu göz önüne alınırsa ve bu bloga 15 saniye tahammül edebildigim de düşünülürse, oldukca iyi bir tasarıma sahip. Lakin tasarımın içini dolduracak her hangi bir yazı, bilgi, eglenceli bir olay anlatımı, tasviri, paylasımı, kendisine ait, klişelerden ve tipik romantik genc kız şiirlerinden baska bir özellige rastlayamadık. Biraz , forward maillerden gelen bayık bilgiler, biraz arkadas reklamı, biraz şiir ve biraz da bayat melankoli mevcut. Efendim, acıklamak isteriz ki, blog ne kadar kişisel olursa olsun, içerisinde, yonjavari arkadas reklamları yapılınca -hemen ornekleyelim-

"canım arkadasım wolkanla yine oturuyoruz, bu arada siz onun bloguna da bakın, hiti artsın" temalı yazılar gibi

çöpe dönüşüyor ve bize de 10 üzerinden 2 vermek düşüyor. Olmamış Başak, "ben sevimliyim" dozu daha az olan bir blogda sansını denersen, belki olabilir. Ayrıca, google adwords eklentin de gözümüzden kacmadı ve paragöz kişiligin hakkında minik ipucları verdi. Pembe ve copy-paste'li dünyanda mutluluklar diliyoruz.

Bay Sobenin Yorumu: Kızlarla Sohbet Sınırsız Sohbet ilişkiler gibi reklamları kişisel bloglarda görmek bizi üzüyor. Özellikle de bir bayana aitse.

Etiketler: , ,

/h6>
Posted by <