< <
<

<29 Temmuz 2008 Salı/h3>

<

hep kişisel bloglardan sözedecek değiliz, bu defa da buradan yakın: post-apokaliptik popüler kültür: arabölge....
yazinin basliğini ve girişini görünce hemen kaçmayin. içinde "post" geçen herşey karışık ve saçma olmak zorunda değil. ürünlerimizde deleuze ve guattarinin de satırı yoktur, gönlünüzü ferah tutun. bu kez sahnenize gayet eğlenceli bir şey getiriyor, çok başarili bir blogdan sözediyoruz.
malum hepinizin yaptiği gibi biz de kimi siteleri internette aylaklik ederken rastlantilarla görüyoruz; kiminden evet, stumbleupon sağolsun, kimini ise çok tanindiklari için yazmaya bile eriniyoruz. kimi siteler hakkindaki düşüncelerini mail yoluyla bizimle paylaşan blogseverlere ise müteşekkiriz. onlar olmasa nice blogdan mahrum, nice keyiften uzak, nice lezzetten habersiz kalacağız.
yasemin hanim tarafindan posta kutumuza kondurulan arabölge, işte o şahane önerilerden biri. yalnizca sinemadan edebiyata, müzikten gündelik eğlencelere kadar çok çeşitli alanlarda fantezi ve bilim kurgu aleminin türkçe'deki başyapitlarindan biri olmasi nedeniyle değil, neredeyse profesyonel denebilecek bir titizlik ve güncellikte hazirlaniyor olmasi da arabölge'yi çok özel bir blog haline getiriyor. bin türlü teaser, fragman ve çizimle gönülleri şenlendiren arabölge yaratici bloggerler için olduğu kadar ütopya ve negatif ütopya meseleleriyle ömrünü çürüten sizli bizli akıl hastalari için de vazgeçilmez bir lezzet durağı...
(çok kıskanıyorum mehmet yaşin'i)



Etiketler: , ,

/h6>
Posted by <

<14 Temmuz 2008 Pazartesi/h3>

<

İş bu blog türkçe bloglar camasinin en özel bloglarindan, en nadide, en bulunmaz, en eşi menendi olmayan bloğudur. Bakmayin siz orada burada düzenlenen blog yarişmalarina. Gönlümüzün ilk beşinde baş köşelerden biri "O Zamanlar"a aittir. Boşuna övmüyorum, günler boyu nice bandwithi uğruna harcayip, nice downloadla gönlünü şenlendirmiş, sivilceli bir rapidshare müptelasi gibi görünmekten çekinmeden sayfalar arasinda gezinmiş biri olarak konuşuyorum. Bu blog sayesinde Ayhan Işık ve Fikret Hakan'ın doldurduğu LP'lerde onlari şarkı söylerken dinlemiş, Cem Karaca'nın Londra konserine vakif olmuş, Hümeyra'dan Cici Kizlara, Zeki Müren'den Safiye Ayla'nın eski taş plak kayitlarina kadar binbir türlü tut-i mucizeye ulaşıp da mutlu olmayacak kaç kişi var aranizda? Hatta eski TRT radyolarinin Radyo Tiyatrosu kayitlarini yeniden dinleyerek Korkmaz Çakar'ın efektleri eşliğinde "Ama Anna Katerinovna neden böyle yapiyorsunuz?" diyen sesleri, kapi çarpmalarini, şimşekleri ve hiçkiriklari duymak kaçinizi heyecanlandirmaz sorarim size.
Türk popunun, türkçe rockin, sanat müziğinin eski güzel günlerini yılmadan usanmadan bloğuna taşıyan, bulunmasi artik neredeyse imkansiz hale gelmiş kayitlari bir arşivci titizliğiyle canlandiran Cemil Yüce'ye, nam-ı diğer zapata55'e huzurlarinizda teşekkürü borç bilirken "Viva Zapata!" demekten kendimi alamiyorum. Çekinmeden bir daha söylüyorum:
Viva Zapata! Blogta gezinince siz de söyleyeceksiniz korkmayın..

İstanbul dağlarindan komutan yardimcisinin yardimcisinin yardimcisi Subkomandante Statler Waldorf emir ve görüşlerinize hazirdir paşam!

(Günlük de tutucam ilerde...)

Etiketler: , ,

/h6>
Posted by <

<10 Haziran 2008 Salı/h3>

<
Fanzin ruhu ölmedi yaşiyor, iki buçukluk kolanin gazi kaçmadi fiissliyor... Ama "Ya kola biterse?"

Aktüel'in ve Tempo'nun spotlarini da böyle yaziyorlar korkmayin ters bir şey yok. "Ya kola biterse?" bu aralar pek sevdiğimiz, monitöre yatirip daldığımız, utanmadan çevirip çevirip okuduğumuz bloglardan biri, spotlu tanitalim istedik. Hayir bir yerden de tanidik geliyor ama çikaramiyoruz. devrim gür, küçük patates, t, dargan gingel ve taro'nun ortak eylemi. İsimlerin bir bölümü kişisel bloglarindan biliniyor ama bu blogdaki kollektif ruh hali daha tanidik, dikkatinize arzederiz...


Meseleyi kişiselleştirmeden iş bu blog, "Çok eskiden bir fotokopi dergi çıkarmak isteyen ve "ya kola biterse" isminde şahane, 16 sayfa, a4 yarısı bir şablon yapan, ilk (ve son) sayıyı arkadaşlar arası okşayan ve bir şey yapmak üzerine konuşmak, bir şey yapmaktan daha keyifli, sanki?" diye sorarak yola koyulan bir grup adem ve havva'nin duruma vaziyet etmesinden ibaret. Az gidip uz gidip "bir sonraki aşamada "ortak" blog yazma söz konusu oldu; tekrar "ya kola biterse" hortladı. ama bir konsept belirlenmedi: "kafamıza göre yazalım, en kötü birbirimizin yazdıklarını okuruz, fotokopi dergi gibi bir şey olur?" diye diye geçen şubat'tan bu yana bugüne gelmiş.
Uzun lafin kisasi diyoruz ki keşkem her blog böyle olsa, kolalar hiç bitmese, herkes serin gelse, evde sicak, yatakta ilik, blogda soğuk olsa... Dahi biz bu blogdan raziyiz, ölürse cenazesine de gideriz, 'iyi bilirdik' der kolamizi sigaramizi içer, imama ters ters bakar eve döneriz. Zaten Teksas gibi ortam abicim, kimin kimi vurduğu belli değil. Velev ki siyasi simge!

Etiketler: , ,

/h6>
Posted by <

<


Türk blog camiasi pembe cici kiz bloglari, mavi siyah depresif genç erkek bloglari ve ortaya çer çöp karişik lalettayn paylaşimci abi bloglari olarak kendi halinde bölünmüş yuvarlanirken bizim de canımız sıkılıyor tahmin edersiniz. "E blog dediğiniz bir tür günlük daha ne ola ki" zihniyetine ayrica hürmet ediyoruz, "Siz öyle diyorsaniz öyledir" diyor susuyoruz. Arada sırada rastladığımız neşeli, orjinal fikirler geliştiren ancak uzun ömürlü olamayan çeşitli bloglarin kapanişi da bizi hayli hayli üzüyor. Bu arada internet aleminin dünkü çocuklari bize posta koyarken onun da üstünde durmuyoruz, nefsimizi yabancı bloglarla köreltmeye çalişiyoruz. Çok yüce gönüllü insanlariz malumunuz...
Neyse, işte bunlardan biri olan Little People gözümüz işten güçten ve dahi hayattan kararmışken dolaşmayı pek sevdiğimiz, dünyaya başka bir açidan bakmamizi kolaylayan işlerden biri. Slikanchu Bey'in Londra sokaklarinda gezdirdiği küçük insanlari, kendi dünyalarinda her tür müsibetle boğuşur, quiet bir sunday'de wrong wrong duvara toslarken görüyoruz., hem zaten hepimiz i'mlearningenglish slikanchu...
İki yıldır yarattığı küçük karakterlerle kendine özgü minyatür bir dünya kuran Slikanchu, şimdilerde saylangozlara takilmiş, onlarla eğleniyor. Bir göz atın deriz. Slikanchu'nun yaptiği işlerle ilgili röportajlar verdiğini, fotoğraf sergileri düzenlediğini vs. de ekleyelim. Blog alemi böyle sanat sepet işlerine de yariyor anlayacağınız. 5 Eylül'de de kitabı çikiyormuş. Türk bloggerlara de söyleyelim, hatirlatalim istedik. Böyle sizinkinden başka dünyalar da var. (sosyal mesaj!)

(Ha utanmadan ticaretini bile yapiyor namussuz! Little People Store)

Etiketler: ,

/h6>
Posted by <

<27 Mayıs 2008 Salı/h3>

<
Her biri kendini çok özel ve çok başka zanneden, ortalamanin üstü etkisiyle sakatlanmiş bayık Türk müzik bloglari arasinda, elle tutulur blog sayisi bir elin parmaklarini zar zor geçiyor. İşte bu sayimizda sevgili gönül dostlari, bu parmaklardan ikisini, "bozukplak" ve "bozuk kaset" nam bloglari yer imlerinizin takdirine sunuyoruz. (bu ara espri yapamiyoruz...)


underrated, overrated işlerine hiç girmeden, iyi müziğe ve iyi yoruma aç kalan herkesi doyucarak kadar eğlenceli malzeme içeren bu bloglardan bozukplak yayina henüz yeni başlamasina rağmen hürmetimizi kazandi. bozuk kaset ise epeydir "müzik asla sadece müzik değildir" duygumuza efil efil iyi geliyor.
bozuk kaset'in son icraati figen han'ın iade-i itibarina katkı sağlamak olmasa bizim de yazacağımız yoktu galiba ama olsun, takdir etmemek olmaz.
Ve elbette en iyisini, 2006'dan bu yana her yil microsoft
tarafindan 2 milyon dolara satin alinmak istenen şahane blogu sona sakladik: 8/1, nam-i diğer hayatbayat...
gelmedi böylesi abla, kaçirma bak benden söylemesi, turşusu bile olur...



Etiketler: , ,

/h6>
Posted by <